Sabretmek…

sabır-630x440Sabretmek: İyi, Hakikatli, Doğru Durabilmek

“Matematik esas olarak sabır olayıdır. Belleyerek değil keşfederek anlamak gerekir” demişti Cahit Arf. Arf’ı saygıyla anıyorum ve diyorum ki eğitim sisteminin “belletme” yöntemi ile sadece bilgiyi naklederiz, oysa biz nakliyatçı değiliz, eğitimciyiz. İdrak, keşif ve anlama çabasındayız.

Ünlü matematikçi Arf’ı tanımıyorsanız 10 Liralık banknotlara bakabilirsiniz; kendisinin resmi ile karşılaşacaksınız. Bilim dünyasına verdiği büyük emeklerinin yanında “Hasse-Arf Teoremi” adı ile anılan teoremi matematik disiplinine kazandırmıştır. Kendisine verilen bir bilim ödülünü alırken “Bilim insanının amacı anlamaktır” demiş hemen ardından “ama büyük harflerle anlamaktır” diye eklemişti… Arf bence bilimin insan ile olan bağını görmüş sabırla ilmek ilmek bu bağın örüntülerine ömrünü vakfetmişti.

Bilimsel bakış, en az akıl kadar sabıra ihtiyaç duyar …İnsanın kendi varoluşunu, dünyada olup bitenleri anlaması ve keşfetmeye devam etmesi  de sabır ister. Dünyada uyandığımız  her yeni gün, binlerce veri önümüzden geçiyor…olan bitenlerin önümüzde bir nehir gibi akması  bizi hemen acele yorumlar yapmaya, tweet atmaya  ya da facebook ta paylaşmaya itmiyor mu? Biraz oradan biraz buradan derlenen kopyalayıp yapıştırılan bültenlerle dünyamızı çerçevelemiyor muyuz? Belki de akşam yatağa yattığımızda bu verilerden geriye çoğunlukla anlamsız bir süprüntü kalıyor onu da tıklayıp çöp sepetine atabilirsek uykuya dalabiliyoruz ancak…

Sabırla yaklaşmak  nedir peki? Durup kalmak mı? Dayanmak, yutmak, tepki vermemek, sessiz kalmak, tahammül etmek ve sonunda taşacak bir hale gelene dek beklemek mi? Sizce günlük  kullanımdaki “sabrettim sabrettim sonunda patladım” cümlesinde sabır bir erdem olarak nerede duruyor? “Sabretmeyi”  durmak mı sanıyoruz?  Neyi bekliyoruz?Öfkeyi büyütmeyi mi?…Oysa sabır bir koz gibi elimizde tutup, karşımızdakinden öç almaya yarayan bir enstrüman değil.

Bu anlamlar daha çok bizi Batı dillerindeki ‘tolerans’ kelimesi ne götürüyor;  Latince ‘Tolere etmek’ fiili dayanmak, kaldırmak, tahammül etmek demek. Sabr, Doğu kaynaklı etimolojik kaynaklara göre “eylemde kalmak” demektir;  yani “aksiyonu sürdürmek”, “ilkelere sadık kalmak”, iyilikte ısrar etmektir, “doğru yoldan  vazgeçmemektir”… [1]Çaresizlik anında umut etmekte ısrar etmek, savaş zamanında cesarette ısrar etmek,  acil anlarda sakinlikte kalabilmektir.

Gazali bize şöyle ışık tutuyor: maʿrifat bir agaçtır, ḥāl onun dallarıdır ve amel yani eylem  ise onun meyveleridir. Ağaç sabr sembolü olarak çok güzel yerine oturuyor böylelikle.

Yaşamdaki sancıların, doğumun habercisi olduğunu bilip, tekrar derin bir nefes alarak gelecek yeni sancıları karşılamak, insan denen varlığa bahşedilmiş bu büyük yeti ile mümkün. Sabır…En başta insanın kendini anlama çabasından vazgeçmemesi…

”İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır” diyen gönüllere ve dillere şükranla…

 

[1] Bu konuda ilham verici sohbetleri için Metin Bobaroğlu’na teşekkürü borç bilirim (Anadolu Aydınlanma Vakfı, Felsefe Seminerleri, 2016, Kadıköy)

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir